Yalnızca erkeklerin sayıldığı 1831 nüfus sayımına göre, Menteşe Sancağı'nın nüfusu 52.000 civarındaydı.

Tarihi arşivlere göre; bu sayının 50.000'e yakının Müslüman, 2.400 kadarının gayrimüslim (Rum, Ermeni, Yahudi) olduğu belirtilmektedir. Müslüman tebaanın dikkate değer bir bölümünün Yörük (Türkmen) olduğu belirtilmekle birlikte, Rumeli'den, Kafkaslardan, Girit'ten, Kuzey Afrika'dan (Cezayir, Tunus, Mısır) bu yöreye çeşitli savaşlar nedeniyle göç hareketlerinin yaşandığı bilinmektedir.

Oğuzların Türkmen kolundan olan Menteşe Beyin kurduğu Menteşe Beyliği, 1308’e kadar Konya’ya (Türkiye Selçuklu Devletine) 1308-1335 arasında Tebriz’deki İlhanlı Devletine tâbi oldu. 1335’te ise bağımsız oldular. 1284-1390 arasında saltanat süren Menteşe Beyliği, 1390’da Yıldırım Bâyezîd Han tarafından Osmanlı Türk Birliğine (Devletine) katıldı. 1402 Ankara Savaşından sonra bâzı beylikler gibi Menteşe Beyliği de, yeniden bağımsızlığını îlân ederek, Osmanlı Devletinden ayrıldı. Sultan İkinci Murâd Han, saltanatının ilk yıllarında Menteşe Beyliğini yeniden Osmanlı Birliğine bağladı. Menteşe Beyliğinin başşehri Milas idi. Osmanlı Devleti, Menteşe Beyliğini birlik içine katınca sancak merkezini Muğla’ya nakletti. Osmanlı Devrinde Fethiye(Mekri) gelişmeye başladı. Menteşe beyleri Milâs’ın yakınında Beçin’de otururlardı. Burada mühim eserler yaptılar.

Cumhuriyet Öncesi Muğla

Menteşe Beyliği kudretli donanması ile Ege Adalarına, Yunanistan’a seferler yaparak Osmanlıların Ege ve Akdeniz’e açılmaları için ilk yolu açtılar. Hatta Menteşe Beyliği, bir ara Rodos Adasının bir kısmına sâhip oldu. Anadolu’nun savunması Ege Adalarından başlar görüşü, ilk çağlardan bu yana değişmemiştir.

Kânûnî Sultan Süleyman Han, 1522’de Rodos’u ve Bodrum’u fethederek Osmanlı Devletine kattı ve buradaki şövalyeler, Malta’ya kaçtılar. Osmanlı devrinde Muğla, merkezi Kütahya’da bulunan Anadolu Beylerbeyliğinin (eyâletinin) 14 sancağından (vilâyetinden) biri. Tanzimattan sonra merkezi İzmir olan Aydın vilâyetinin (eyâletinin) 5 sancağından biri oldu. 6 kazası vardı. 1867’de bağımsız sancak oldu. Muğla, yalnız şehrin adı olarak kullanıldı, il’e Menteşe denildi.

18. yüzyılda Osmanlının verimli tarım arazilerini barındıran Menteşe Sancağı'ndaki topraklar "mütesellim" denilen yörenin nüfuzlu ailelerine kiraya verilirdi. 19. yüzyılda yönetsel yapıda gerçekleştirilen değişikliklere kadar Köyceğizli Hasan Çavuşoğulları, Milaslı Abdülaziz Ağaoğulları, Kaleli Tavaslıoğulları Menteşe Sancağı'nın belli başlı mütesellim ailelerindendi.

Bugün Muğla'nın Bafa, Milas, Köyceğiz yörelerinde yaşayan, anne tarafından Yörük, baba tarafından Afrika kökenli ya da tam tersi olan 70 yaş üstündeki yaşlılar, kendi anne babaları ya da dedeleri, nineleri gibi bir hayat yaşadıklarını, kendi deyimleriyle önce ağaların, sonra da beylerin tütün tarlalarında karın tokluğuna çalışarak geçen zorlu yaşam süreçlerini aktarmaktadır.

Birinci Dünyâ Harbinden sonra, sembolik sayıda İtalyan askerinden ibâret bir işgal kuvveti, (1920-1921) yıllarında kısa bir müddet kaldıktan sonra, Muğla’yı Millî Kuvvetlere çarpışmadan devretti. Cumhuriyet devrinde bütün mutasarrıflıklar (sancaklar) il olunca Muğla da il oldu.

Lozan’dan önce Muğla’nın % 92’si Türk, % 7’si Rum idi. Lozan Antlaşması ile Rumlar Yunanistan’a gönderildiler.