Tarihteki kayıtların az olmasına rağmen Pınara başlıca Likya kentlerinden biriydi. Minare köyüne yarım saatlik mesafede bulunan Pınara şimdilerde Minare köyünün adı ile birlikte yaşamaktadır. Köye Fethiye-Xanthos anayolundan ayrılan, yeni yapılmış kısa bir yolla kolaylıkla ulaşılabilir. Köyden sonra tırmanmaya başlandığında Pınara’ya adını verdiği ileri sürülen kocaman, yuvarlak kaya kütlesi göze çarpar. Aşağıdaki kentten 450 metre kadar yüksekte, çevresi sarp uçurumlarla kaplı tepeye çıkan yol eskiden üçlü bir duvarla kesilmişti ancak günümüzde sadece bir tanesi ayakta durmaktadır. Bu çıkıntının düz ev eğimli bölgesinde eski pınara kenti kurulu idi. Dorukta, güney batıda duvarlar ve bir hendekle çevrili bir kale vardır ama bulunan çömlek parçalarından bunların ortaçağdan kalmış olduğu anlaşılmaktadır.Tepenin en ilginç yanı, sarp yüzüne dörtgen biçimde oyulmuş yüzlerce kartal yuvası mezar bulunan doğu yamacıdır.Bu mezarların kentin ilk dönemlerinden kalma olduğu düşünülmektedir.

İki akropol tepesi arasında bulunan ne olduğu kesin olarak belirlenememiş bir çok kalıntı ve kime ait oldukları bilinmeyen  bir çok mezar mevcuttur. Bunlardan güney uçtaki bir tanesi olağanüstü büyüklüğü ile Likya’nın en büyük lahit mezarlarından biridir. Bu mezar çevresinde bulunan diğer lahit mezarlar ile birlikte oldukça ilginç bir görünüm meydana getirmektedir. Buranın hemen doğusunda iki tane kesme kayadan ev mezarı ve çevresinde bir Hristiyan kilisesi, küçük bir tiyatro ya da odeon bulunmakta, ancak harebe haldedir.

Tepenin doğu cephesinde Kral mezarı olarak adlandırılan mükemmel bir kaya ev mezarı vardır. Kapının üstündeki bir sıra kabartmada görülen insan ve at figürlerinin oldukça barışçıl bir görünümleri olmasına rağmen ne oldukları tam olarak anlaşılamamaktadır. Mezara giriş bölümünde, sağ ve sol duvarlarda 4 surla çevrili kent resmedilmiştir. Tepenin kuzey eteğindeki düzlüğün doğusunda bir tapınak kalıntısı,14x8 metre boyutunda büyük bir temel ve ne oldukları saptanamayan bazı bina kalıntıları bulunmaktadır. Doğuya doğru 100 metre kadar ilerde bir başka alçak tepenin batı cephesinde çok iyi durumda bulunan ve son zamanlarda temizlenmiş olan asıl tiyatro vardır.  Hemen hemen yuvarlak bir şekli olan oturma yerinin tamamına yakını ayaktadır. 27 sıra oturma yerleri arasında 9 geçit bölümünü oluşturan 10 merdiven vardır. Diazoma yoktur ancak sahnenin konumu oldukça belirgindir ve duvarı ile sütunları hala ayaktadır. Tiyatro tümüyle Yunan stilinde olup Roma döneminde el sürülmemiştir.


man
Yorum Ekle