Muğla-Yatağan arasındaki karayolunda ilerlerken, yol kenarına yerleştirilmiş yeni bir levhayla karşılaşıyorsunuz: "Belen Kahvesi". Bu kahve, kendini tanıtmak ve hikâyesini anlatmak için sizi davet ediyor. Olay ise şöyle:
Muğla'nın Gevenes ve Kozağaç köyleri civarında bir orman yangını çıkar. Yangın ile ilgili tutulan zabıtın Muğla'ya gönderilmesi gerekir. Ormancı Mehmet İn, yangının ertesi günü, bekçiyi Muğla'ya gitmek üzere görevlendirmesini muhtardan talep etmek üzere Belen Kahvesi'ne gelir. O sırada kahvede arkadaşı Mustafa Şahbudak ile dama oynayan muhtar Tevfik Cezayir, bekçinin daha acil bir işi olduğunu söyleyerek bu isteği reddeder. Bunun üzerine Ormancı ile Muhtar arasında tartışma başlar.

Ormancı dama masasını devirerek dağıtır, muhtarın arkadaşı Mustafa Şahbudak ise bu davranış üzerine Ormancı'ya bir tokat atar. Ormancı kamasını çıkartarak Mustafa Şahbudak'ı kolundan yaralar. O da, bunun üzerine tabancasıyla Ormancı'ya ateş eder. Kurşun sekerek olayı yatıştırmak amacıyla araya giren Muhtar'a isabet eder ve ölümüne sebep olur.

Bu olaydan sonra Belen Kahvesi zamanla yıkılma ve yok olma noktasına gelir. Ancak, 6 Nisan 2005'te Muğla Valiliği tarafından kamulaştırılıp restore edilerek tekrar hizmete açılır. Bugün Belen Kahvesi, Gevenes, "yeni adıyla Çaybükü" köyü içinde ovaya hâkim bir tepede sizi karşılıyor.


Yöre insanlarından Değirmenci Tahir Usta tarafından üretilmiş bir de türküsü var:

¨Çıktım Belen Kahvesi'ne baktım ovaya

Bay Mustafa çağırdı, dama oynamaya,

Ormancı da gelir gelmez yıkar masayı

Söz anlamaz Ormancı, çekmiş kafayı
Aman Ormancı, canım Ormancı

Köyümüze bıraktın yoktan bir acı¨


man
Yorum Ekle